KESK tarafından yapılan basın açıklaması Dönem Sözcüsü Derya Yolcu tarafından okundu. Ülke gündemindeki Demokratik açılım sürecinde yaşanan gelişmelere yönelik yapılan basın açıklamasında KESK dönem sözcüsü Derya Yolcu, Ülkenin Yaşamakta Olduğu Ağır Gündem Kaygı Vericidir. Türkiye bir kez daha savaş/barış ikilemine sıkıştırılıyor. Siyasi iktidarın demokratik açılım adıyla başlattığı süreç yerini bir kez daha çözümsüzlüğün egemen olduğu, savaş çağrılarının yeniden yükseltildiği, halkların birbirine karşı kışkırtıldığı bir gündeme bırakıyor. Sorumsuz ve şoven politikacıların gündeme getirdiği ve esasen toplumsal sorunlarımızın çözümünün önünü tıkamayı amaçlayan politikaların halk katmanlarında yankısı sokağın ısınması, toplumsal gerilimlerin artması ve linç kültürünün sokağa egemen olması olarak yaşanıyor. Tam da böyle bir noktada DTP’nin kapatılması durumu daha da ağırlaştırmış; demokratik açılım süreciyle ortaya çıkan toplumsal beklentiler yerini güvensizliğe bırakmıştır. DTP’nin kapatılması zaten sorunlu olan demokrasimizi bir kez daha yaralamıştır. Her fırsatta parti kapatmalara karşı olduğunu dile getiren ve anayasa değişikliğine uygun çoğunluğu olan AKP’nin kendisine yönelik kapatma tehdidinden kurtulduğu andan bu yana çok zaman geçmesine karşın bu konuda bir adım atmamış olması ülkeyi bu noktaya getiren en önemli faktördür. Başbakan her fırsatta kararlı olduğunu söylediği demokratik açılım politikasını DTP’nin siyasal alandan dışlandığı koşullarda nasıl sürdürebilecektir.Bütün bu sürecin ortaya çıkardığı toplumsal ruh hali geçtiğimiz günlerde en çirkin haliyle sokaklarda ortaya çıkan linç çetelerini beslemektedir. Sokak gösterilerinde gözaltına alınan çocukların kendi yaşlarının katlarınca hapis cezası ile yargılayan adalet sistemimiz kalabalık üzerine silahlarla saldıran kimi karanlık kişileri serbest bırakabilmektedir. Bu tavrın linççileri heveslendireceği açıktır. Sorunun bugüne kadar çözümsüzlüğünün ana nedeninin inkar ve şiddet politikası olduğunu yasadığımız acı deneyler ve ödediğimiz ağır bedeller bize gösterdi. İnkar ve şiddet politikaları, bölge halkının temsilcileri olan, milletvekilleri, belediye başkanları, il genel meclisi üyeleri ve muhtarları, çözümün demokratik dayanakları haline getirmeyi ret etti. Halkın seçilmiş temsilcileri yok sayıldı.Emekçilerin, hak arayanların karşısında polis gücünü ölçüsüzce kullanan Haydarpaşa Garı’nda demiryolu emekçilerine, İstanbul itfaiye emekçilerine ve son olarak da Ankara’da Tekel işçilerine karşı şiddet kullanmaktan çekinmeyen Hükümet linç çeteleri söz konusu olduğunda sorumluluktan kaçmaktadır.İçerisine sürüklenmekte olduğumuz bu karanlık oyunun birinci sorumlusu AKP iktidarıdır. Demokratik açılım adı altında AKP hiçbir somut adım atmamıştır. AKP’nin toplumsal sorunların çözümüne ilişkin samimiyetsiz tutumunun en son örneği Alevi Çalıştayına Kahramanmaraş Davasının 1 no’lu sanığını davet etmesi olmuştur. Muhalefetin de gerilim kışkırtıcılığı yapan tarzıyla iktidarın sorumluluğuna ortak olduğu açıktır.AKP hükümetinin, son aylarda Kürt Sorunu’nun çözümü doğrultusunda yaratığı iyimser hava, İzmir , Bayramiç, Diyarbakır ve en son olarak ta Bulanık’ta yaşananlar ve hükümetin olaylar karşısında gösterdiği tutum, hızla yerini eski boğucu, karamsar ve şiddetin egemen olduğu ortama terk ediyor.Bulanık’ta 15 Aralık 2009 günü halkın en temel hakkı olan Demokratik tepkisini gösterirken, İçişleri Bankının da daha sonra gönüllü köy korucusu olduğunu kabul ettiği bir kişi veya kişilerin doğrudan halka ateş açması ve bunun güvenlik güçleri tarafından önceden bilinmesine rağmen müdahale edilmemesi; ilimiz valisin de olay sonrasında bu durumu gizleme çabası bu olayın kendiliğinden gelişen münferit bir olay olmadığını gözler önüne sermektedir. Bir kısım ulusal basında yansıtıldığı şekliyle katil – katiller mağdur ve mahsum gösterilmektedir. Oysa ki katil – katiller doğrudan halkı hedef alarak ateş ettikten sonra olaylar kontrolden çıkmıştır. Bu tür olaylar Kürt sorununun çözümsüzlüğünün sonucudur. Aslında bu kurşunlar halkların kardeşliğine v e barış umutlarına sıkılmıştır. Eğer siyasi iktidar toplumsal sorunların çözümüne dair barışçı yöntemlere dayanan, demokratik bir çizgi izlemek istiyorsa öncelikle sürüklendiğimiz kaos ortamına derhal müdahale etmeli; halkların bir aradalığını zedeleyecek, savaşın ve nefretin dilinin toplumsal hayatımızın merkezine yerleşmesini engelleyecek adımlar atmalıdır. Buradan KESK, DİSK, TMMOB ve TTB olarak başta parlamento ve Hükümet olmak üzere siyasal partileri, toplumsal kurumları, tüm emek ve meslek örgütlerini, sorunlarımızın çözümü yönünde barışı esas alan tüm güçleri , aydınları, sanatçıları ve demokratik bir Türkiye özlemi taşıyan herkesi savaşa karşı barışı egemen kılmak için çaba göstermeye, katkı sağlamaya çağırıyoruz.Tarihin bir kez daha tekrarlanmasına, şiddetin ve silahların bir kez daha hayatımıza egemen olmasına izin vermemek herkesin sorumluluğudur şeklindeki ifadelere yer verildi.
Günaydın Muş Gazetesi
Atletizmde Gurur Tablosu: Derya Kunur Türkiye Şampiyonu…
Mayıs 5, 2026 2:33 PM


