Skip to main content

10-17 Aralık İHD Haftası

Muş Haber Fotoğrafı

10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası nedeniyle İHD Muş Şubesi tarafından bir müzik eğlence programı düzenlendi.

Muş Düğün Salonu’nda düzenlenen programa İHD Muş Şube Başkanlığı üyeleri, DTP’li İl Genel Meclisi ve Belediye Meclisi üyeleri, Eğitim Sen Muş Şube Başkanlığı üyeleri, TUHAD-DER üyeleri katıldı. Düzenlenen törenin açılış konuşmasının yapan İHD Muş Şube Sekreteri Mülazım Korkmaz, Tokat’taki saldırının kendilerini üzdüğünü söyledi. Yaşam hakkının en kutsa hak olduğunu ifade eden Mülazım Korkmaz; “Tokat Reşadiye’de şehit olan askerlere tanrıdan rahmet kederli ailelerine başsağlığı dileriz. Biz insan hakları olarak yaşam hakkı en kutsal hak olduğundan kimden veya kimlerden olursa olsun kabul etmiyoruz” dedi.

DTP’nin kapatılmasına da tepki gösteren Korkmaz; “Anayasa Mahkemesince, DTP’nin kapatılması, DTP’ye oy veren 2 milyon 500 bin seçmenin TBMM’den atılması anlamına gelmektedir. Biz insan hakları olarak bunu da kınıyoruz. Kürt sorunu parti kapatılmakla çözülmeyeceğini defalarca anlattık” dedi.

Türkiye’de insan hakları, özgürlükler ve demokrasi mücadelesinin azımsanmayacak bir geçmişi olduğunu ifade eden Korkmaz; “10 Aralık 1948 tarihinde insan hakları evrensel bildirisinin başlangıcında da ifade edildiği gibi insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için ülkelerin sistemlerinin bildirge de yer alan haklara ve özgürlüklere dayanması ve hakların ve özgürlüklerin hukuku düzeni devlet tarafından güvence altına alınması gerekir. Barışın kalkınma ve insan onurunun korunmanın yolu budur. 3 Ağustos 1949 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa Konseyi Statüsü’nün 3. maddesinde, taraf ülkeler, insan hakları temel özgürlüklerinin hukukun üstünlüğü ilkesi uyarınca yargısal koruma altında olduğu güvencesini verirler. 20 Mart 1950’de Roma’da imzalanan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 1. Maddesinde Sözleşme’nin tarafı ülkeler, Sözleşme’de yer alan hakları ve özgürlükleri yetki alanlarındaki herkes için garanti ederler. Görüldüğü gibi ulusal üstü insan hakları belgelerinde, insan haklarının hukuk düzeni tarafından hukuki koruma altına alınacağı vurgulanır. Türkiye’deki insan hakları, özgürlükler ve demokrasi mücadelesinin azımsanmayacak bir geçmişi vardır. Özellikle askeri müdahalelerle getirilen olağanüstü yönetim rejimleri ve bunların hukuk dışı uygulamalarına karşı, çeşitli toplum kesimlerinin verdiği mücadelede insan hakları örgütlerinin önemli bir payı bulunmaktadır” diye konuştu.

İHD Muş Şube Başkanı Avukat Vedat Şengöl ise; “Birleşmiş Milletler, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ni, bundan 61 yıl önce, 10 Aralık 1948 tarihinde kabul ve ilan etmişti. Üzülerek belirtmek isteriz ki, aradan geçen 61 yıla karşın, dünyada, Evrensel Bildirge’de yer alan hak ve özgürlüklere dayalı uluslararası bir düzen oluşturulamamıştır. Ne yazık ki renginden, ırkından, dilinden, dininden, siyasî ve vicdanî kanaatinden bağımsız olarak, her insanın insan olmaktan gelen hakları ve dokunulmazlıkları olduğu temel fikri dünya çapında ciddi bir aşınmaya uğramıştır. Bugün dünyamız hâlâ ülkeler, halklar ve sınıflar arasındaki eşitsizliklerin egemen olduğu bir dünyadır. Bu eşitsizlikler, 2008 yılında neo-liberal politikalar sonucu baş gösteren ve 2009 yılında yıkıcı etkilerini tüm dünyada hissettiren küresel ekonomik krizle daha derinleşmiştir. Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (İLO) verilerine göre 2009 yılında dünya çapında toplam işsiz sayısı 230 milyonu aşmıştır. İşsizlikle birlikte, yoksulluk giderek derinleşmiş ve beraberinde geniş kitleler beslenme, temiz içme suyuna ulaşma, sağlık ve barınma gibi en temel yaşamsal haklardan mahrum kalmışlardır. Bu olumsuzluklardan en fazla etkilenen kesimler ise kadınlar ve çocuklar olmuştur. Sanayileşme ve aşırı üretim hırsı ile birlikte dünyamızın ekolojik dengesinin bozulması doğal felaketlerde yol açmaktadır. Çevre hakkı her zamankinden daha fazla savunulması gereken bir hak olmuştur. Dünya atmosferine bırakılan gazların azaltılması insanlığın baş etmesi gereken önemli bir çevre sorunu olarak durmaktadır. Dünya halkları, maruz kaldıkları sosyal eşitsizlikten, yoksulluktan ve gelecek beklentilerinin belirsizleşmesinden kaynaklanan “sahici” güvenlik kaygıları yaşarken devletler, bu kaygıları göz ardı etmek ve kendi meşruiyetlerini yeniden üretmek için, özellikle 11 Eylül saldırısından bu yana, “terör” tehdidini olağanüstü boyutlarda işleyerek, tüm dünyayı bir güvenlik “paranoyası” içine sokmuşlardır. Yarattıkları bu küresel ruh halini gerekçe gösteren devletler, bir yandan polisiye önlemleri artıran, militarist ve otoriter yönetim anlayışını güçlendirirken, diğer yandan da toplumları “özgürlük mü, güvenlik mi?” ikilemiyle karşı karşıya bırakarak gerçekleştirdikleri hak ihlallerine onay vermeye zorlamaktadırlar. 2009 yılında söylem bazında bazı değişiklikler gösterse de devletler bu politikaları özünde aynen devam ettirmişlerdir. Ülkemiz ise 2009 yılı, bir yandan hak ihlallerinin devam ettiği ama aynı zamanda umut verici gelişmelerin de yaşandığı inişli çıkışlı bir yıl oldu. Türkiye’nin yıllardır değişmeyen temel sorunu insan haklarına saygılı bir demokrasinin bir türlü tesis edilmemesidir. Türkiye, pek çok ulusal üstü insan hakları belgesinin tarafı olmasına karşın, bu belgelerde yer alan hak ve özgürlükleri yaşama geçirememiş, demokrasiyi tesis edememiştir. Demokrasinin çoğulculuk, açıklık ve katılımcılık ilkeleri açısından Türkiye’nin sisteminde ciddi sorunlar bulunmaktadır. Türkiye’nin demokratikleşmesinin önündeki en önemli engeli ise “Kürt sorunu” ve ondan kaynaklanan “şiddet ve çatışma ortamı” oluşturmaktadır. Bu bakımdan söz konusu engeli aşmak amacıyla “Kürt açılımı” ya da “demokratik açılım” adı altında başlatılan çalışmalar oldukça önemli ve değerlidir. Açılım sürecinde, küçük bazı gelişmeler olmamış değildir. TRT 6’da Kürtçe yayın yapılması, özel televizyonlara bu konuda imkan tanınması, Cezaevlerinde Kürtçe konuşulabilmesi Kürt açılımının küçük adımlarıdır. Alevi açılımında “Alevi Çalıştaylarının” dışında henüz bir ilerleme olmamıştır. Bu durum Alevi kitlesinin tereddütlerini artırmış, adeta bir oyalama süreci içerisine girildiği izlenimi yaratmıştır. Ermeni açılımında, Türkiye-Ermenistan arasında imzalanan Protokollerin TBMM’ye sevk edilmesi tarihsel öneme sahiptir. Ancak, bunun da Azerbeycan politikasına bağlanması düşündürücüdür. Kısacası açılımlar başlamış ancak, ilerletilememiştir. Siyasal partiler yasasında düşünce ve dil yasakları devam ediyor. Seçim yasalarında hem dil yasakları hem de temsil olanağını ortadan kaldıran yüksek barajlar aynen korunuyor. Siyasal partilerin kapatılması hala bu ülkede en kolay ve olağan bir uygulamadır. Kürt sorununda demokratik açılımın ilerleyebilmesi için DTP’nin kapatılmaması gerektiğini belirtmek isteriz. TBMM üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmemiş, Anayasa Mahkemesini ağır bir tarihsel sorumluluk altına koymuştur. TBMM askeri ve yargı vesayetini sona erdirememiştir. Sivil asker ilişkisi demokratik ülkeler seviyesine yükseltilememiştir. Askeriyenin siyasal ve toplumsal yaşam üzerindeki vesayetinin sürdürülmesine karşılık olarak, darbe teşebbüslerinin ve çeşitli yasadışı askeri faaliyetlerin soruşturulmaya başlanması ve davalar açılması önemli bir tarihsel gelişme olarak değerlendirilebilir. Böylesi çalışmaların arzu edilen sonuçları vermesinin zaman alacağının bilincinde olmakla birlikte gerek söz konusu çalışmaların içeriği gerekse de hemen her hak kategorisinde ihlallerin hızından bir şey kaybetmeden sürüyor olması, gelecek için beklenti ve umutlarımızın düşük olmasına yol açmaktadır. Son günlerde yaşanan bazı gelişmeler açılım çabalarının tıkanma noktasına geldiği izlenimine yol açmakta, bu da umut ve beklentilerin yerini kaygılara terk etmesine neden olmaktadır” dedi.

Şiddetin son bulmasını istediklerini kaydeden Vedat Şengöl açıklamasında; “Yaşam hakkının kutsal kabul edildiği ve işkence yasağına mutlak olarak uyulduğu, “dur ihtarına uymadı” diye insanların yargısız infaz edilmediği, düşüncelerini açıkladığı için insanların yargılanmadığı, hapse atılmadığı, çocukların onlarca yıl ceza almadığı, hiç kimsenin etnik kökeni, dinsel inançları, cinsiyeti, cinsel yönelimi, siyasal görüşleri nedeniyle ya da başkaca bir nedenden dolayı ayrımcılığa, nefret söylemine, linç ve benzeri şiddet saldırılarına uğramadığı, siyasal partilerin kapatılmadığı bir Türkiye istiyoruz. Herkese adalet istiyoruz. Hukukun üstünlüğünü istiyoruz. Çoğulcu demokrasi istiyoruz. Şiddetin son bulmasını ve barış istiyoruz. Böylesi bir Türkiye için, yargı birliği ve bağımsızlığı sağlanmalı, askerîyenin siyasal ve toplumsal yaşam üzerindeki vesayeti son bulmalı, her türlü darbe teşebbüsü ve yasadışı askerî faaliyetler cezalandırılmalı, devlet yapısı çetelerden ve çıkar örgütlerinden arındırılmalı, temel hak ve özgürlükleri geliştiren ve her bakımdan güvence altına alan, özgürlükçü, eşitlikçi yeni bir anayasaya yapılmalı, cezasızlığa son verilmeli, Birleşmiş Milletler İşkenceyi Önleme Sözleşmesi Ek Protokolü (OPCAT) bir an önce TBMM tarafından onaylanıp yürürlüğe sokulmalı, başta insan hakları örgütleri olmak üzere ilgili tüm tarafların katılımıyla her bakımdan bağımsız ve sivil bir “Ulusal İnsan Hakları Kurumu” oluşturulmalı ve hepsinden önemlisi Kürt sorunun barışçıl, demokratik ve adil çözümü yönünde cesur ve kararlı adımlar atılmalıdır” ifadelerine yer verdi. Muş`un Sesi Gazetesi

Bir Cevap Yaz

blank

Ekonomi Haberleri

Muş’ta Meyve Ağaçlarında Aşılama Dönemi Başladı

Muş’ta baharın gelmesiyle birlikte bağ ve bahçelerde aşılama çalışmaları hız kazandı. Kentte kendi…

Muş’ta Dere Islah Seferberliği: 4 Köyde Çalışmalar Sürüyor

Muş’ta taşkın riskini azaltmak ve su akışını düzenlemek amacıyla başlatılan dere ıslah çalışmaları…

Muş’ta Araç Sayısı 43 Bini Aştı: Mart Ayında Trafiğe Kayıtlar Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Mart ayında ülke genelinde toplam 159 bin 931…

Eğitim Haberleri

Muş’ta Okul Güvenliği Toplantısı Gerçekleştirildi

Muş’ta okul çevrelerinde güvenliğin artırılması amacıyla önemli bir toplantı düzenlendi. Muş Valisi Avni…

Öğretmenlere Silah Değil, Çikolata Layık

Son günlerde yaşanan ve tüm ülkeyi derinden sarsan acı olay, Muş eğitim camiasında…

Okul çevrelerinde denetimler artırılacak

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla okullar ve…

Kültür Sanat Haberleri

Gençler arası kültür ve sanat yarışmalarında başarı

Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 11. Gençler Arası…

Kocaeli’de Muş Halk Oyunları Rüzgarı

Kocaeli’de gerçekleştirilen folklor yarışması, Muş kültürünün görkemli bir başarısına sahne oldu. Kocaeli’de yaşayan…

Yarım Asırlık Bir Ses: Mehmet Ciğer, Türküleriyle Muş’un Hafızasını Yaşatıyor

Fırat Demir Muş Kent Haber Gazetesi 1959 doğumlu olan Ciğer, küçük yaşlardan itibaren…

blank

Profesyonel internet sitesi için arayın..

Memleket Web Tasarım

 0532 514 50 57

  • Google Arama Kaydı
  • SEO Puanı Yüksek Tasarımlar
  • Türkçe Yönetim Paneli
  • Yedekleme Hizmeti

 

 

Haber ve İçerik Etiketleri

Haber Kategorileri