30 Ağustos 1922 tarihinde Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki Türk Ordusu’nun Yunanlılara karşı kazandığı zaferin ve yurdun düşmandan temizlenmesinin 87. yıldönümünü coşku ile kutlanacak.
30 Ağustos Zafer Bayramı tüm yurtta olduğu gibi Muş’ta da coşku ile kutlanacak. Kutlama programı kapsamında bugün saat 17:30’da Belediye Meydanı’ndan Hükümet Konağı önüne kadar bir zafer yürüyüşü düzenlenecek. Akşam saat 20:30 ile 21:45 saatleri arasında ise Şehir Stadyumu’nda Zara tarafından verilecek halka açık konserin ardından havai fişek gösterisi düzenlenecek. Yarın sabah saat 08:30 Valilik binası önünde bulunan Atatürk Büstü’ne çelenklerin konması ile başlayacak olan törenler, saat 10:00’da Eğitim Fakültesi önünde devam edecek olan törenlerle kutlanacak. Eğitim Fakültesi önünde devam edecek kutlama törenleri, İstiklal Marşı okunması ve Türk Bayrağı’nın göndere çekilmesi ile başlayacak. Tören, günün anlam ve önemini belirten konuşmaların yapılmasının ardından sona erecek. Akşam ise Garnizon Komutanlığı tarafından Askeri Gazino’da resepsiyon verilecek.
Türk ordusunun 30 Ağustos 1922’de Yunan Ordusu karşısında kazandığı zafer tüm ülkeyi yine tek yürek haline getirdi. Türkiye yine her kutlamada her başarıda olduğu gibi kırmızı beyaz bayraklarla süslendi. Resmi kurumlara ve evlerin balkonlarına asılan Türk bayrakları da coşkunun büyüklüğünü gözler önüne serdi.
Eşsiz bir destan
Mondros Ateşkes Anlaşması ve Sevr, Osmanlı Devleti’ne vurulan iki pranga idi. Ancak tarih, Türk milletine pranga vurabileceklerini zannedenleri bir kez daha şaşırttı ve Kurtuluş Savaşı, bu millete vurulmak istenen prangaları tarihin çöp sepetine yolladı. 26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz’la düşman ordusu, hallaç pamuğu gibi atıldı ve 30 Ağustos’ta kahraman ordumuz İzmir’e kadar başka hiçbir mukavemet ile karşılaşmadan hızla ilerledi. Böylece, Türk Ordusu’nun taarruz gücünün olmadığını, Yunan mevzilerinin aşılamayacağını iddia edenlerin boş konuştuğu ortaya çıktı. Büyük Zafer, zamanın güçlü devletlerinin birkaç yüzyıl eskiye uzanan “Paylaşma Projeleri”ni de boşa çıkardı.
Türk’ün gücü
Yunan Kralı Konstantin, İzmir’e çıktığı zaman, askerine yayınladığı bildirisinde ve Bizans’ı ihya etmek hayali ile “İki bin yıl size bakıyor” demiş. Eskişehir’deyken, yabancı bir gazetecinin Ankara’ya gidecek misiniz sorusuna da “Bu ordu ile Ankara’ya değil, Sivas’a değil, cehenneme bile giderim” cevabını vermişti. Kısa bir süre sonra ülkesini sürüklediği bu boş maceranın bedelini tahtını kaybederek ödedi. Bundan 87 yıl önce, 30 Ağustos 1922’de kazanılan “Büyük Zafer”, bağımsızlığımızın önündeki engelleri tamamen yıktı, yeni ve millî bir Türk devleti kuruldu. Bu zafer, başta İslam dünyası olmak üzere bütün sömürge toplumlarında, büyük yankılar uyandırdı.
Günün Anlamı ve Önemi
Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınıyor, vatanımızda hür olarak yaşama hakkımıza son veriliyordu. Yüzyıllardır üzerinde bağımsız olarak yaşadığımız bu topraklar düşmanlara veriliyor, bizim de bunu kabul etmemiz isteniyordu.
Türk milletinin bu durumu kabul etmesi elbette mümkün değildi. 19 Mayıs 1919’da Atatürk’ün Samsun’a çıkmasıyla, lideriyle kucaklaşan Anadolu, Atatürk’ün önderliğinde Kurtuluş Savaşı’nı başlattı. Amasya Genelgesi’nin yayınlanmasının ardından Erzurum ve Sivas Kongreleri yapıldı. Daha sonra 27 Aralık 1919’da Ankara’ya gelen Atatürk, 23 Nisan 1920’de TBMM’yi kurdu. Böylece hem memleketin yönetimi halkın iradesine verilmiş oluyordu hem de Kurtuluş Savaşı’nın merkezi Ankara oluyordu.
TBMM Meclisi yaptığı görüşmelerde yurdun durumunu ve kurtuluş çarelerini aradı. “Misak-ı Millî sınırları içinde vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı görüşü”nden hareketle, düşmanla mücadele kararı alındı. Oluşturulan düzenli ordularla savaşa girildi. İlk başarı, Doğu’da Ermeni çetelerine karşı kazanıldı. Daha sonra, Batı cephesinde, Yunanlılarla, I. İnönü ve II. İnönü Savaşları yapıldı. Bu savaşların kazanılmasıyla Yunanlılara büyük bir darbe indirilmiş oldu. Bunun üzerine Yunan ordusu yeniden saldırıya geçti. Saldırı üzerine Mustafa Kemal, ordularına: “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. Bu satıh, bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz” emrini verdi.
Türk askeri, büyük bir azim ve fedakârlıkla bu karara uydu. 23 Ağustos ve 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Meydan Muharebesiyle, Türk milleti 1699 Karlofça Antlaşması’ndan beri ilk defa toprak kazanmaya başlıyordu. Sakarya Savaşı, Türk milletinin savunma durumundan taarruz durumuna geçtiği önemli bir savaş olarak da tarihe geçti. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal’e “gazi” unvanı ve “Mareşal” rütbesi verildi.
Türk tarihinin dönüm noktalarından biri olan Sakarya Savaşı’ndan sonra, büyük bir taarruzla düşmanı tamamen yok etme kararı alındı.
1922 yılı Ağustosuna kadar, hazırlıklar tamamlandı. Güneydeki Türk birlikleri, büyük bir gizlilik içinde Batı cephesine kaydırıldı. İstanbul’daki cephane depolarından silah ve cephane kaçırıldı. İtilaf Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle getirilen toplar onarıldı. Yeni silâhlar satın alındı. Ordumuza taarruz eğitimi yaptırıldı. Bu hazırlıklardan sonra, Gazi Mustafa Kemal’in başkomutanlığını yaptığı ordumuz, 26 Ağustos 1922’de düşmana saldırdı. Bir saat içinde düşman mevzileri ele geçirildi. 30 Ağustos’ta düşman çember içine alındı. Sağ kalanlar esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis’te vardı.
Bu savaş, Atatürk’ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı.
Büyük Taarruzun başarıyla sonuçlanmasından sonra düşman, İzmir’e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtarılmasıyla yurdumuz düşmandan temizlenmiş oldu. Hain düşmanın, haksızca ve alçakça işgaline “dur” diyen ve kanımızın son damlasını akıtmadan yurdumuzu bırakmayacağımızı dünyaya ispatlayan bu büyük zaferi her yıl, 30 Ağustos günü, bayram yaparak kutluyoruz.
Muş`un Sesi Gazetesi


