Bulanık Özel Mavi Umut Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Mehdi Korkmaz, Özürlüler Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada tüm toplumun özürlülere sahip çıkması gerektiğini söyledi
Muş’un Bulanık ilçesinde faaliyet yürüten Özel Mavi Umut Rehabilitasyon Merkezi Müdürü Mehdi Korkmaz, bürokratik sıkıntılardan yakındı. Korkmaz, özellikle özürlülerin özürlerinin raporla belgelenmesi noktasında bürokratik sıkıntıları aşmakta zorlandıklarını bildirdi.
Herkesin bir özürlü adayı olabileceğine de işaret eden Korkmaz, “Bugün sağlam olabiliriz ancak yarın özürlü olmayacağımızı kimse bilemez. Nitekim zaman zaman bunun örnekleriyle de karşılaşıyoruz” dedi.
Rehabilitasyon Merkezi’nde 97 özürlünün eğitildiğini belirten Korkmaz; “Bulanık’ta köyleriyle beraber yaptığımız tarama neticesinde çok sayıda özürlü çocuğumuzun ve gencimizin olduğunu tespit ettik. Biz, kurumumuzdaki özürlüleri uzman kadrolarımızla en iyi şekilde eğitmeye ve onları topluma kazandırma çalışıyoruz. Ama idarenin genel itibari ile bize bakış açısı olumsuz olunca şevkimiz kalmıyor. Özürlüler haftası ama kimse gelip bu özürlülerimizi ziyaret etmiyor. Kurumlarımız kendi işlerini yapmaktan çok yönetmenliklerle ve kanunlarla uğraşmak zorunda kalıyor. Özürlülerin topluma kazandırılması ve toplumda hak ettiği değeri bulması gerekir. Bu anlamda rehabilitasyon merkezimiz çok önemli bir konuma sahiptir. Bir aile için özürlü bir bireye sahip olmak, yaşamlarının en zorlu deneyimi olsa gerek. Özürlü bir çocuğa sahip olduğunda anne babalar ilk olarak hayal kırıklığı yaşarlar. Nedenler ve niçinler birbirini izler. Olmaması gereken bir şey olmuştur. Çocuklarına ne olduğunu bilemediklerinden büyük endişe içindedirler. Özellikle anne, ne yapacağını bilememenin vermiş olduğu tedirginlikle geçirir ilk aylarını. Daha sonra ise kendilerini, eş ve yakınlarını ya da sağlık ekibini suçlarlar. Çocuklarına tam teşhis konulduğunda da kaybolmaz bu duygu. Çocukların durumunun ne olduğunu kabul etme, birkaç ay veya yılları alabilir. Birçok aile ise çocuklarının özürlü olmasını kabul etmezler. Bununla birlikte gelen çocuğu reddetme, ondan utanç duyma, nefret etme, aşağılama ve bir birey olarak yok sayma eğilimleri kendini göstermektedir. Zaten özürlü olan çocuk ise, bu gibi durumlar karşısında iyice kendine yönelmekte, içe kapanık bir ruh hâliyle yaşamını sürdürmeye başlamaktadır. Böyle bir yaşam sürecindeki çocuk, gelişim seyrindeki basamakları düzenli bir şekilde tamamlayamadığından yaşıtlarına göre geri kalacak ve bu düzensizlikler birbirini takip edecektir. Beslenmesinden, tuvaletine, konuşmasından, iletişimine, temizliğinden, giyimine, okuma yazma gibi temel bilişsel becerilerinden, her türlü öz bakım becerilerine ve toplumsal alandaki diğer tüm becerilerine kadar problemler kendini gösterecektir. Genelde aileler, çocuklarının özrünün kısa zamanda değişme ve gelişme göstermesini istemekte, bundan sonuç alamayıp bu tedavinin çok uzun zaman ve sabır gerektirdiği gerçeği ile karşılaşınca da hayal kırıklığına uğramaları sonucu bu, çocuklarının tedavi ve rehabilitasyonunda olumsuz etki yapmaktadır. Bu nedenle de birçok özürlü çocuk ailesi, çocuklarını rehabilitasyon merkezlerine getirmek istememektedirler. İnsanlarımızın toplumsal sorunlara yaklaşımlarının inandıkları değer ve görüşlerle çok yakından ilgili olduğunu görmekteyiz. Bunu her ne kadar üzülerek belirtsek de durumumuz ortadadır. İnsanlarımız benimsedikleri değer ve inançlara göre, ister bireysel olsun isterse toplumsal, olayları yorumlarlar ve buna göre de belli bir tavır belirlerler. Her birimiz birer insan olarak üzerimize düşen tüm sorumluluklarımızı hakkıyla yaptığımızda her alanda olumlu değişimler kendiliğinden gerçekleşecektir. O nedenle sorumluluk yine bizlere düşmektedir. Bu sorumluluğu bireyden toplumun her kesimine taşıyabilmek için gerekli eğitimler, konferanslar ve seminerlerle toplum, bilinçlendirilmeli, kendi yaşadığı sorunun farkına varabilmesi sağlanmalı, sorunun çözümünde toplumsal destek ve güç alınarak hareket edilmelidir. Bu gün dolayısıyla herkesi özürlü vatandaşlarımıza sahip çıkmaya çağırıyor ve onlara sağlıklı, mutlu ve onurlu bir hayat diliyorum. Sağlıklı bir toplum kendi özürlülerine sahip çıkan, onların üretime katılmasını sağlayan toplumdur” diye konuştu.
Muş`un Sesi Gazetesi


