Muş merkezde bulunan Atatürk Ormanında düzenlenen törenin ardından Vali Erdoğan Bektaş ile çok sayıda İl Daire amirleri tarafından fidan dikimi gerçekleştirildi. İl Çevre ve Orman Müdürlüğü tarafından düzenlenen fidan dikimi törenine Vali Erdoğan Bektaş, Vali Yardımcısı Okan Leblebicier, Muş Alparslan Üniversitesi Rektör Prof. Dr. Nihat İnanç, İlçe Kaymakamları ile çok sayıda İl Daire amirleri katıldı.
Saygı duruşu ve İstiklal marşıyla başlayan törenin ardında İlçe Çevre Ve Orman Müdürü Rıfat Nehir ile Vali Erdoğan Bektaş kürsüde konuşma yaptı. İl Çevre ve Orman Müdürü Rıfat Nehir konuşmasında, “Çevre ve Orman Bakanlığı olarak Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Milli Ağaçlandırma seferberliği ile ilgili fidan dikim çalışmalarını yapmak üzere görüşlerimi arz etmek için huzurlarınızdayım. Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin dünyamızı tehdit ettiği bu olumsuz gidişe karşı tedbirlerinin gündemde olduğu günümüzde ağaçlandırma çalışmaları Kurumumuzun cefakâr ve vefakâr çalışanları siz Muş’lu hemşerilerimiz, ilimizin en ücra köşelerine kadar fidan dikim çalışmaları hakkında gayretlerimizin sizlerle beraber olacağını bilmenizi isterim. Dünyamızın en önemli doğal kaynaklarından olan ormanlar; toprak, hava, su, ışık ve sıcaklık faktörlerinin ağaçlar, diğer bitkiler, hayvanlar, diğer mikro organizmalar gibi canlı varlıklarla birlikte oluşturdukları hassas ekosistemler olup, yaşam için vazgeçilmez varlıklardır. İklim üzerinde olumlu etkiler yapar. Aşırı sıcakları düzenler, sıcağı soğuğu dengeler, yaz sıcaklığını azaltırken kış sıcaklığını da artırır, radyasyonu önler: rüzgârın hızını azaltır, toprağı tutarak yağışların ve akarsuların toprağı taşımasını yani erozyonu önler, doğal bir su kaynağıdır, ayrıca yeraltı sularında oluşmasına yardım eder. Orman alanlarımız ve bitki türlerimiz yöre halkı tarafından özellikle hayvan otlatmalarına ve diğer faydalanma tarzlarına bağlı olarak uzun yıllar boyunca aşırı ve düzensiz faydalanmalar sonucunda bozulup verimsiz ve kullanılmaz hale gelmiştir. Bu sebeple ağaçlandırın bilincini ağaçlandırma çalışmalarında halkımızın çevre bilincini ağaç ve ormanla olan ilgisinin arttırılması kaçınılmazdır. 2008 ilk döneminde kamu kurum ve kuruluşları ile muhtarlıklara halka bedelsiz olarak dağıtılmak üzere 301.390 adet değişik tür yapraklı ve ibreli fidan dikilmek için verilmiştir. 2008 sonbahar döneminde ise 986.365 adet palamut (meşe tohumu), badem, ceviz ve akasya olmak üzere değişik yapraklı tür fidan şu ana kadar ekilmiş ve dikim çalışmaları devam etmektedir. Biz şunu söylüyoruz; Diyoruz ki, Çanakkale harbinde Seyit Onbaşının attığı bir top, zamanda attığı bir top mermisi, savaşın kaderini değiştirmiştir. İnşallah bizlerde bu yapacağımız fidan dikim çalışmaları ve yardımlarıyla bir kuruşta olsa, bir mermilikte olsa hedefe ulaşmış olacağız “dedi. İl Çevre ve Orman Müdürü Rıfat Nehir’in konuşmasının ardından kürsüde konuşma yapan Vali Erdoğan Bektaş, ağaçların korunmasına yönelik vatandaşları uyardı. Vali Bektaş, “Belki hiçbir şey fidan dikmek kadar önemli ve değerli değildir. Çevremize baktığımızda bir zamanlar orman olan bu dağlar artık tamamen ormandan ayrılmış, Çıplak bir sel ve heyelan kaynağı haline dönüşmüştür. Ormansızlığın sonuçlarını çok ciddi bir şekilde Muş olarak yaşıyoruz. Yağmur yağdığında hangi bir dereden hangi köyden bir sel haberi gelecek diye titriyoruz. Gerçekten birçok yerde ağaç dikersiniz doğal çevre doğal iklim buna uygun değildir. Ama bu bölge öyle değil, bu bölgede diktiğimiz fidanlar yeşeriyor boy atıyor. Yeter ki onları koruyabilirsek. Bu bölge Muş’un dikkatini çekmesi gereken bir bölgedir. Burada ciddi bir potansiyel var ve Muş için eğer burası yeşerlenebilirse bir nefes alma bir ferahlama bölgesi olabilir. Biz bunu biraz daha geliştirerek kayak merkezi gerekse Üniversite arazisi olarak belirlediğimiz alanlarda o yamaçlarda da bu ağaçlandırma işini geliştirerek ve koruyarak bu bölgeyi Muş’un bir safiye alanı bir dinlenme alanı bir nefeslenme oksijen kaynağı alanına dönüştürmek istiyoruz. Hemen karşıda tepelerde hayvanları görüyoruz. O hayvanlar bu dağlarda gezdiği sürece bu dağlarda ağaç barındırmanın mümkün olmadığını herkes biliyor. Onun için o hayvanları o dağlardan çekebilecek bir alt yapı ekonomik aktivite oluşturmamız lazım. Onun için süt diyoruz, hayvancılık diyoruz, suni tohumlama diyoruz, ovanın tarıma açılması gerektiğini diyoruz. Gerçekten ekonomik açıdan hayvancılığın alt yapısı oluşsun. İnsanımız bu ovadan istediği hayvanlarla geçimini sağlasın. Bu dağlara ihtiyacı kalmasın. Çünkü bu dağlarda yapılan hayvancılığın bilimsel kriterlere göre doğa hayvanlarının bu dağlarda gezmesini gerçekte bir ekonomi getirisi de yok. O şekilde alışılmış devam ediyor. Tabiri yerindeyse kendi kendimizi kandırıyoruz. Hayvancılık yaptık sanıyoruz. Hem ülkemizi dağlarımızı ormanlarımızı mahf ediyoruz, hem de burada göç yaşıyoruz. Bu topraklar bizi beslemiyor. İnatla bir yok oluşa doğru gidiyoruz. Daha çok tahrip daha az gelir alıyoruz. İstikamet bu. Büyük ovalarımızı hayvancılıkla kullanıp gelir kazanmalıyız. Ve bağlarımızı ormanlarla baş başa bırakmaktır. İnşallah bunu başarırız” dedi.
Muş Ovası Gazetesi


